Hipo-Uyarılma: Bedenin “Kapanma” Modu
- Gizem Küçükkaya

- 5 Şub
- 1 dakikada okunur

Bazı günler vardır, sanki beynimizin fişi çekilmiş gibi oluruz. Ne hissettiğimizi anlamayız, enerjimiz düşer, hiçbir şey yapmak gelmez içimizden. Kafamız ‘boş’ gibi, duygularımız sanki duvarın arkasındadır.
İşte buna psikolojide hipo-uyarılma denir.
Hipo-uyarılma, sinir sistemimizin çok yorulduğunda, çok zorlandığında veya uzun süre baskı altında kaldığında kendini kapatıp enerji tasarrufuna geçmesi gibi düşünülebilir. Telefonun %2 şarja düşünce ekranı karartması gibi… Beden de “idare moduna” geçer.
Hipo-uyarılmanın günlük hayattaki örnekleri:
Tartışırken bir anda içine kapanmak, konuşamamak
Aşırı stres döneminde sürekli uyumak istemek
Bir olay karşısında donup kalmak
Duygusal olarak uyuşmak: “hiçbir şey hissetmiyorum” hali
Yapman gereken şeylere karşı güçsüzlük, motivasyon kaybı
Bedenin ağırlaşması, yavaşlaması
Yalnız kalmak ve izole olmak istemek
Yoğun çaresizlik hissi ve boyun eğme, sınır koyamama davranışı
Bu tepkiler zayıflık değil; aksine bedenin kendini koruma yöntemidir.
Neden olur?
Yoğun stres
Travmatik deneyimler
Tükenmişlik
Uzun süreli baskı, korku, kontrol kaybı
Aşırı kaygı sonrası “çöküş”
Ne işe yarar?
Aslında bu tepki bir hayatta kalma stratejisi. “Savaşamadım, kaçamadım… Bari donayım. ”Sinir sisteminin milyonlarca yıldır kullandığı otomatik bir mekanizma.
Hipo-uyarılmadan çıkmak için neler yapılabilir?
Hafif hareketler, yumuşak esneme
Temas ve iletişim: güvendiğin biriyle kısa bir sohbet
Yüzünü yıkamak, su içmek
Ritmik hareketler (tempolu yürüyüş, sallanma, hafif dans)
Bedene geri dönmek: yere basan ayaklarını hissetmek
Profesyonel psikolojik destek almak.
Bütün bunlar sinir sistemini “yeniden uyandıran” küçük sinyallerdir.
-Psikolojik Danışman Gizem Küçükkaya
Yorumlar