Bir çocuk yaşadığı bir problemi her zaman anlatamaz. Bazen ne hissettiğini kendisi bile tam olarak bilmiyordur. Bazen “üzgünüm”, “korkuyorum”, “kardeşimi kıskanıyorum” ya da “okula gitmek istemiyorum” demek yerine davranışlarıyla bir şey anlatmaya çalışır. Bu yüzden oyun çocuğun dilidir.
Yetişkinler için konuşmak neyse, çocuklar için oyun çoğu zaman odur. Çocuk oyun oynarken yalnızca eğlenmez; yaşantılarını anlamlandırır, duygularını ifade eder, ilişkilerini yeniden canlandırır ve kendi dünyasında olup bitenleri semboller aracılığıyla ortaya koyabilir.
Oyun terapisi, çocuğun kendisini ifade etme biçimi olan oyundan yararlanarak duygusal ve davranışsal güçlüklerini anlamasına ve bunlarla baş etme becerilerini geliştirmesine destek olan çocuk odaklı bir çalışma alanıdır.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Oyun terapisi, çocuğa “oyun oynatmak” değildir.
Özellikle çocuk merkezli oyun terapisi, çocuğun yönlendirilmesini ya da yetişkinin oyuna sürekli müdahale etmesini değil; çocuğun kendi oyununu kurmasına, kendi hızında ilerlemesine ve oyun aracılığıyla kendisini ifade etmesine alan açmayı temel alır.
Oyun Terapisi Nedir Ve Ne İşe Yarar?
Oyun terapisi, çocukların oyun yoluyla kendilerini ifade etmelerini ve yaşadıkları duygusal güçlüklerle çalışabilmelerini destekleyen yapılandırılmış bir profesyonel süreçtir. Çocukların bilişsel, dilsel ve duygusal gelişimleri yetişkinlerden farklı olduğu için kendilerini anlatma biçimleri de farklıdır.
Bir yetişkin:
“Kardeşim doğduktan sonra kendimi geri planda kalmış hissediyorum.”
diyebilir.
Bir çocuk ise aynı duyguyu oyun odasında bebeği sürekli kenara atarak, bebeğe kızarak, anne figürünü başka bir çocuğa vererek ya da “kimse beni sevmiyor” diyen bir karakter oluşturarak gösterebilir.
Bu nedenle çocukla çalışırken yalnızca söylediği kelimelere değil, oyunun bütününe bakmak gerekir.
Çocuğun seçtiği oyuncaklar, kurduğu hikâyeler, karakterler arasındaki ilişkiler, tekrar eden temalar, oyundaki duygular ve oyunun nasıl sonlandığı çocuğun iç dünyasını anlamak açısından önemli ipuçları sağlayabilir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:
Her oyun davranışını tek başına bir psikolojik probleme işaret ediyor gibi yorumlamak doğru değildir.
Çocuklar oyunlarında bazen yalnızca merak ettikleri şeyleri, günlük yaşamlarını veya gelişimsel olarak ilgilerini çeken temaları canlandırırlar.
Bu nedenle çocuk merkezli yaklaşımda amaç, oyunu aceleyle yorumlamak değil; çocuğun oyununu güvenli bir ilişki içerisinde anlamaya çalışmaktır.
Çocuk Merkezli Oyun Terapisi Nedir?
Çocuk merkezli oyun terapisinin temelinde önemli bir düşünce vardır:
Çocuk, kendisini ifade edebileceği güvenli bir ilişki ve uygun bir ortam sağlandığında kendi dünyasını oyun aracılığıyla ortaya koyabilir.
Bu yaklaşımda çocuk, oyunun merkezindedir. Yetişkinin çocuğa sürekli olarak ne oynayacağını söylemesi, doğru oyunu öğretmesi veya ortaya çıkan her davranışı düzeltmesi beklenmez. Çocuğa seçim yapabileceği bir alan sunulur.
“Bugün bunu oynayalım.”
“Bunu neden yaptın?”
“Hayır, öyle değil.”
“Bak, bunu böyle yapmalısın.”
gibi yetişkin yönlendirmelerinin yerine çocuğun oyununa eşlik eden, onu anlamaya çalışan ve güvenli sınırlar içerisinde kabul eden bir ilişki kurulur.
Çünkü çocuk için oyun odası yalnızca oyuncakların bulunduğu bir yer değildir.
Çocuğun:
- kendisi olabildiği,
- seçim yapabildiği,
- duygularını gösterebildiği,
- hata yapabildiği,
- yeniden deneyebildiği,
- kontrol edebildiği,
- anlaşılabildiği
bir alan haline gelebilir.
Çocuk merkezli yaklaşımın temelinde ilişki vardır. Çocuk merkezli oyun terapisinde kullanılan oyuncaklar elbette önemlidir. Ancak oyuncaklardan daha önemli olan şey, çocuk ile uzman arasında kurulan güvenli ilişkidir. Çocuğun kendisini güvende hissetmesi, yargılanmadığını deneyimlemesi ve duygularının kabul edildiğini görmesi sürecin önemli parçalarındandır.
Çocuk “kötü çocuk” olarak görülmez.
Öfkesi vardır.
Korkusu vardır.
Kıskançlığı olabilir.
Kontrol etmek istediği durumlar olabilir.
Bazen saldırgan davranabilir.
Bazen oyunu bozabilir.
Bazen hiçbir şey yapmak istemeyebilir.
Bütün bunların altında çocuğun anlatmaya çalıştığı bir ihtiyaç olabilir.
Çocuk merkezli yaklaşımın önemli taraflarından biri, davranışın arkasındaki çocuğu görebilmektir.
Çocuklar Neden Oyunla Anlatır?
Çünkü çocukların duygusal dünyası ile sözel anlatım becerileri aynı hızda gelişmez. Bir çocuk yoğun bir korku yaşayabilir ama bunun nedenini açıklayamayabilir. Anne ve babasının ayrılmasından etkilenebilir fakat “bu durum beni güvensiz hissettiriyor” diyemez. Kardeşi doğduğunda kendisini geri planda kalmış hissedebilir ama bunu kıskançlık olarak adlandıramayabilir. Okulda yaşadığı bir arkadaşlık sorununu anlatmak yerine eve geldiğinde öfke patlaması yaşayabilir. İşte oyun, bu noktada çocuğun kullandığı doğal bir ifade alanıdır. Çocuk oyun içerisinde yaşadıklarını doğrudan kopyalamak zorunda da değildir.
Bazen bir kukla konuşur.
Bazen bir bebek ağlar.
Bazen bir süper kahraman herkesi kurtarır.
Bazen küçük bir oyuncak sürekli cezalandırılır.
Bazen oyun defalarca aynı şekilde tekrarlanır.
Bu tekrarların her biri tek başına bir “tanı” değildir.
Ancak çocukla kurulan ilişki ve süreç içerisinde ortaya çıkan oyun temaları, çocuğun yaşantısını anlamaya yardımcı olabilir.
Oyun Terapisi Hangi Çocuklar İçin Destekleyici Olabilir?
Oyun temelli çalışmalar, çok farklı çocukluk dönemlerinde ve farklı ihtiyaçlarda kullanılabilir.
Örneğin;
- yoğun öfke ve öfke nöbetleri,
- sürekli ağlama,
- ayrılık güçlükleri,
- okula gitmek istememe,
- kardeş kıskançlığı,
- aile içindeki değişimlere uyum sağlama güçlüğü,
- anne-babadan ayrılmakta zorlanma,
- sosyal ilişkilerde güçlük,
- arkadaşlık problemleri,
- özgüven sorunları,
- korkular,
- kaygı belirtileri,
- davranış değişiklikleri,
- içe kapanma,
- uyku ile ilgili güçlükler,
- tuvalet alışkanlıklarında yaşanan sorunlar,
- yaşanan önemli yaşam değişiklikleri,
- kayıp ve yas süreçleri,
- travmatik yaşantılar,
- boşanma veya ebeveyn ayrılığı,
- yeni kardeşin doğumu,
- taşınma veya okul değişikliği
gibi durumlarda çocuğun duygusal dünyasını anlamak ve desteklemek amacıyla oyun temelli çalışmalardan yararlanılabilir.
Burada önemli olan yalnızca “Çocuğun problemi nedir?” sorusunu sormak değildir.
Daha önemli sorulardan biri şudur:
“Bu çocuk şu anda ne yaşamış olabilir ve bu yaşantıyla nasıl baş etmeye çalışıyor?”
Oyun Terapisi Çocuğa Nasıl Destek Olur?
Oyun terapisinin amacı çocuğa hazır cevaplar vermek değildir.
Çocuğun kendi duygularını fark etmesine, yaşantılarını anlamlandırmasına ve baş etme becerilerini geliştirmesine alan açmak önemlidir.
1. Duygularını ifade etmesine yardımcı olabilir
Çocuk bazen “korkuyorum” diyemez.
Ama korkan bir karakter yaratabilir.
Bazen “anneme kızgınım” diyemez.
Ama oyundaki anne karakterini cezalandırabilir.
Bazen “beni kimse anlamıyor” diyemez.
Ama oyunda yalnız kalan bir karakter yaratabilir.
Oyun, bu duyguların görünür hale gelmesine yardımcı olabilir.
2. Kendini daha iyi tanımasına destek olabilir
Çocuk oyun içerisinde farklı rollere girer.
Bazen güçlüdür.
Bazen korkaktır.
Bazen kurtarıcıdır.
Bazen yardıma ihtiyaç duyan karakterdir.
Bu deneyimler çocuğun kendi duygularını ve ihtiyaçlarını keşfetmesine alan açabilir.
3. Baş etme becerilerini güçlendirebilir
Çocuk yaşadığı zorluklarla baş etmek için farklı yolları oyun içerisinde deneyebilir.
Bir problemi çözer.
Sonra yeniden dener.
Bir karakteri kurtarır.
Bir engelle karşılaşır.
Başka bir çözüm bulur.
Bu süreç çocuğun esneklik ve problem çözme becerilerinin desteklenmesine katkı sağlayabilir.
4. Kontrol duygusunu güçlendirebilir
Çocukların günlük yaşamında yetişkinler tarafından belirlenen çok sayıda sınır vardır.
Ne zaman uyuyacağına, ne yiyeceğine, ne zaman okula gideceğine veya ne giyeceğine çoğu zaman yetişkinler karar verir.
Oyun içerisinde ise çocuk uygun sınırlar içerisinde seçim yapabilir.
“Bu karakter ne yapacak?”
“Bu hikâye nasıl devam edecek?”
“Bebek nereye gidecek?”
gibi seçimler çocuğun kendi kararlarını deneyimlemesine fırsat verebilir.
5. Güvenli ilişki deneyimini destekleyebilir
Çocuk için anlaşılmak çok güçlü bir deneyimdir.
Bir yetişkin onun duygusunu hemen susturmadan yanında kalabiliyorsa,
“Buna gerçekten çok kızdın.”
“Bunu yapmak senin için önemli.”
“Şimdi biraz korkmuş gibisin.”
gibi ifadelerle çocuğun deneyimini kabul edebiliyorsa çocuk zamanla kendi duygularına da daha farklı yaklaşmayı öğrenebilir.
Oyun Terapisi Çocuğu Değiştirmeye Çalışmak Değildir
Burada çocuk merkezli yaklaşımın en önemli noktalarından birine geliyoruz.
Çocuk merkezli oyun terapisinde hedef, çocuğu “daha uslu”, “daha sakin” veya “daha söz dinleyen” hale getirmek değildir.
Çocuğun davranışını yalnızca ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, davranışın arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışmak önemlidir.
Örneğin sürekli öfkelenen bir çocuk için yalnızca:
“Öfkesini nasıl durdurabiliriz?”
sorusuna odaklanmak yerine;
“Bu öfke bize ne anlatıyor?”
sorusunu da sormak gerekir.
Çünkü öfke bazen görülmeyen bir üzüntünün,
bazen karşılanmamış bir ihtiyacın,
bazen çaresizliğin,
bazen korkunun,
bazen sınır ihtiyacının,
bazen de çocuğun henüz ifade edemediği başka bir duygunun dışarıdan görünen yüzü olabilir.
Oyun Terapisi ile Normal Oyun Arasındaki Fark Nedir?
Bu soru özellikle ebeveynlerin en çok merak ettiği konulardan biridir.
Her oyun terapi değildir.
Evde çocuğunuzla oyun oynamanız, onun gelişimi açısından son derece değerlidir. Ancak profesyonel oyun terapisi belirli bir yaklaşım, eğitim ve mesleki çerçeve içerisinde yürütülen bir çalışmadır.
Çocuk merkezli oyun terapisinde;
- çocuğun gelişimsel özellikleri,
- çocuğun bireysel ihtiyaçları,
- çocukla kurulan terapötik ilişki,
- oyun materyallerinin seçimi,
- güvenli sınırlar,
- ebeveynle iş birliği,
- sürecin değerlendirilmesi
bir bütün olarak ele alınır.
Dolayısıyla “Çocuğum zaten evde oyun oynuyor, neden oyun terapisine ihtiyaç duysun?” sorusunun cevabı şudur:
Buradaki fark yalnızca oyun oynamak değil, oyunun profesyonel bir ilişki ve yaklaşım içerisinde kullanılmasıdır.
Oyun Odasında Neler Olur?
Çocuk merkezli oyun odası, çocuğun kendisini ifade edebilmesine yardımcı olacak şekilde düzenlenebilir.
Örneğin;
- bebekler,
- evcilik materyalleri,
- kuklalar,
- hayvanlar,
- araçlar,
- doktor setleri,
- yaratıcı sanat materyalleri,
- kum,
- yapı ve inşa materyalleri,
- mutfak ve evcilik oyuncakları,
- asker, süper kahraman veya farklı karakterler,
- müzik ve hareket materyalleri
gibi çeşitli oyuncak ve materyaller bulunabilir.
Ancak amaç çocuğa “doğru oyunu” oynatmak değildir.
Çocuğun kendi oyununu kurmasına izin verilir.
Bazen çocuk odaya girer ve hemen oyun kurar.
Bazen uzun süre oyuncaklara bakar.
Bazen hiçbir şey yapmak istemez.
Bazen aynı oyunu tekrar tekrar oynar.
Bazen oyunun ortasında kuralları değiştirmek ister.
Bazen uzmana yaklaşır, bazen uzaklaşır.
Bütün bunlar çocuğun süreç içerisindeki deneyiminin parçalarıdır.
Çocuğun Oyununu Yorumlamak Neden Dikkat Gerektirir?
İnternette sık karşılaştığımız bazı yorumlar ebeveynleri gereksiz yere kaygılandırabilir.
Örneğin:
“Çocuğunuz silahla oynuyorsa travması vardır.”
“Çocuğunuz sürekli bebek oynuyorsa kardeş istiyordur.”
“Çocuğunuz bir oyuncağı öldürüyorsa saldırganlık problemi vardır.”
gibi kesin ifadeler doğru değildir.
Bir oyun davranışını tek başına değerlendirmek mümkün değildir.
Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, yaşam deneyimleri, aile yapısı, çevresi, oyunun bağlamı, tekrar sıklığı ve oyun sırasında gösterdiği duygusal tepkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ebeveynlerin internette gördükleri tek bir davranıştan yola çıkarak çocuklarına anlam yüklememeleri önemlidir.
Oyunu anlamak, çocuğu tek bir oyuncak üzerinden tanımlamaktan çok daha fazlasıdır.
Ebeveynlerin Oyun Sürecindeki Rolü Nedir?
Çocukla yürütülen profesyonel süreçte ebeveynlerin rolü oldukça değerlidir.
Çünkü çocuk yalnızca oyun odasında yaşamaz.
Çocuğun asıl yaşam alanı ailesidir.
Bu nedenle çocuğun günlük yaşamındaki değişiklikler, aile içerisindeki iletişim, sınırlar, ebeveynlerin yaklaşımı ve çocuğun ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı önem taşır.
Bazen çocukta görülen davranış değişikliği, çocuğun kendisinden çok içinde bulunduğu sistemde yaşanan bir değişiklikle bağlantılı olabilir.
Yeni kardeş.
Boşanma.
Taşınma.
Okul değişikliği.
Ebeveynler arasındaki çatışmalar.
Bakım veren değişikliği.
Aile içindeki kayıplar.
Bunların her biri çocuğun dünyasında karşılık bulabilir.
Bu nedenle oyun temelli çocuk danışmanlığı yalnızca çocukla yapılan görüşmelerden ibaret düşünülmemelidir.
Ebeveynle kurulan iş birliği de sürecin önemli bir parçasıdır.
“Çocuğum Oyun Terapisine Gitmeli mi?” Nasıl Anlaşılır?
Her ağlayan, öfkelenen veya oyununda farklı temalar kullanan çocuk için profesyonel destek gerekmez.
Çocukluk döneminde geçici davranış değişiklikleri oldukça sık görülebilir.
Ancak bazı durumlarda davranışın sürekliliği, yoğunluğu ve çocuğun günlük yaşamını etkileme düzeyi önem kazanır.
Örneğin;
Çocuğunuzun öfkesi uzun süredir devam ediyorsa,
okula gitmekte ciddi güçlük yaşıyorsa,
uyku veya tuvalet alışkanlıklarında belirgin değişiklik olduysa,
sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilendiyse,
önceden yaptığı şeylerden uzaklaşmaya başladıysa,
yoğun korkular günlük yaşamını kısıtlıyorsa,
aile içerisinde yaşanan önemli bir olay sonrasında belirgin davranış değişiklikleri ortaya çıktıysa,
çocuğunuz kendisini ifade etmekte ciddi güçlük yaşıyorsa,
veya siz ebeveyn olarak “Çocuğumda bir şeyler değişti ama ne olduğunu anlayamıyorum.” diyorsanız,
bir çocuk ve aile uzmanından değerlendirme almak faydalı olabilir.
Buradaki amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değildir.
Tam tersine, çocuğun yaşadığı güçlüğü daha doğru anlamaktır.
Oyun Terapisi Kaç Yaş İçin Uygundur?
Oyun temelli çalışmalar özellikle çocukların sözel ifade becerilerinin henüz gelişimsel olarak sınırlı olduğu dönemlerde önemli bir ifade alanı sunabilir.
Ancak uygun yaş aralığı yalnızca çocuğun yaşına göre belirlenmez.
Çocuğun gelişim düzeyi, ihtiyacı, başvuru nedeni ve kullanılan yaklaşım birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “Oyun terapisi yalnızca şu yaşlarda yapılır.” şeklinde tek bir sınır koymak doğru değildir.
Her çocuk kendi gelişimsel özellikleri içerisinde değerlendirilmelidir.
Oyun Terapisi Ne Kadar Sürer?
Oyun temelli danışmanlık sürecinin süresi her çocuk için aynı değildir.
Bazı çocuklarda belirli bir yaşam olayına uyum sağlama konusunda kısa süreli destek yeterli olabilir.
Bazı çocuklarda ise daha uzun süreli bir çalışma gerekebilir.
Süreyi belirleyen faktörler arasında;
- başvuru nedeni,
- güçlüğün ne kadar süredir devam ettiği,
- çocuğun gelişimsel özellikleri,
- aile dinamikleri,
- yaşanan yaşam olayları,
- çocuğun sürece katılımı,
- ebeveyn iş birliği
gibi birçok faktör bulunur.
Bu nedenle daha ilk görüşmede “kaç seans sürer?” sorusuna kesin bir sayı vermek çoğu zaman doğru değildir.
Öncelikle çocuğu ve içinde bulunduğu sistemi anlamak gerekir.
Oyun Terapisinde Amaç Çocuğu Susturmak Değil, Çocuğu Duymaktır
Belki de çocuk merkezli oyun terapisini anlatan en önemli cümle budur.
Çocuk ağladığında:
“Ağlama.”
Öfkelendiğinde:
“Sinirlenme.”
Korktuğunda:
“Bunda korkacak ne var?”
Kıskandığında:
“Kardeşini kıskanman doğru değil.”
dediğimizde çocuğun davranışını durdurmaya çalışabiliriz.
Ama çocuğun duygusunu gerçekten duymuş olur muyuz?
Çocuk merkezli yaklaşım farklı bir yerden bakar.
“Bu çocuk neden böyle yapıyor?” sorusunun yanına,
“Bu çocuk şu anda ne yaşamış olabilir?”
sorusunu koyar.
Çünkü çocukların davranışları bazen kelimelerin yerine geçer.
Ve bazı çocukların bize anlatmaya çalıştığı şey, davranışlarının hemen arkasında görünmez.
Oyun, bu görünmeyen dünyaya açılan kapılardan biri olabilir.
Oyun Terapisi Çocuğa Ne Öğretir?
Oyun terapisi çocuğa doğrudan ders vermez.
“Öfkelenme.”
“Arkadaşlarınla iyi geçin.”
“Anneni dinle.”
“Cesur ol.”
gibi öğütler vermek temel amaç değildir.
Çocuk, güvenli bir ilişki içerisinde kendi deneyimlerini yaşayarak ve keşfederek farklı yollar geliştirebilir.
Kendi duygularını fark edebilir.
Duygularının kabul edilebilir olduğunu deneyimleyebilir.
Seçim yapabilir.
Sınırlarla karşılaşabilir.
Kendi sınırlarını fark edebilir.
Bir problemin birden fazla çözümü olabileceğini keşfedebilir.
Ve en önemlisi, kendisinin anlaşılabilir bir çocuk olduğunu deneyimleyebilir.
Çocuğunuzun Oyununa Biraz Daha Farklı Bakın
Bugün çocuğunuz yere oturup oyuncak arabalarını yan yana dizdiğinde yalnızca arabaları diziyor olabilir.
Bebeğini battaniyeye sarıp uyuttuğunda yalnızca evcilik oynuyor olabilir.
Bir süper kahraman olup herkesi kurtardığında yalnızca hayal kuruyor olabilir.
Ya da bütün bunların içerisinde kendi dünyasından küçük parçalar taşıyor olabilir.
Burada önemli olan her oyuna psikolojik anlam yüklemek değildir.
Önemli olan çocuğun oyununu merakla ve yargılamadan izleyebilmektir.
Çocuğun oyununa katılmak için hemen çözüm üretmek zorunda değilsiniz.
Bazen onun yanında oturmak,
oyununu takip etmek,
ne yaptığını merak etmek,
duygusunu fark etmek
ve ona alan açmak yeterince güçlü bir deneyim olabilir.
Çünkü çocukların her zaman tavsiyeye değil, bazen yalnızca görülmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı vardır.
Oyun Terapisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Oyun terapisi sadece oyun oynamak mıdır?
Hayır. Oyun terapisi, çocukların oyun yoluyla kendilerini ifade etmelerini destekleyen profesyonel bir çalışma alanıdır. Özellikle çocuk merkezli yaklaşımda çocuğun kendi oyununu kurmasına ve güvenli bir ilişki içerisinde kendisini ifade etmesine alan açılır.
Çocuğum konuşabiliyor, neden oyun terapisine ihtiyaç duysun?
Konuşabilmek, her duyguyu kolaylıkla ifade edebilmek anlamına gelmez. Çocuklar bazı yaşantılarını kelimelerden çok oyun, davranış ve semboller aracılığıyla ifade edebilir.
Evde çocuğumla oyun oynamam yeterli değil mi?
Ebeveyn-çocuk oyunu çok değerlidir. Ancak profesyonel oyun terapisi, belirli bir yaklaşım ve mesleki çerçevede yürütülür. İkisinin amacı ve bağlamı aynı değildir.
Çocuğumun oyununda silah veya savaş varsa endişelenmeli miyim?
Tek başına bu tür oyunlar bir problem göstergesi değildir. Çocuğun yaşı, oyunun içeriği, tekrar sıklığı, oyundaki duygusal yoğunluk ve günlük yaşamındaki diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Oyun terapisi çocuğumu hemen değiştirir mi?
Amaç çocuğu hızlıca değiştirmek değil, çocuğun yaşadığı güçlüğü anlamak ve ihtiyaç duyduğu desteği sağlamaktır. Her çocuğun süreci farklıdır.
Yani Oyun Terapisi Nedir Sorusunun Cevabı: Çocuğun Oyununa Baktığınızda Çocuğu Görün
Çocuklar her zaman “Ben üzgünüm.” demez.
Bazen oyundaki karakter üzülür.
“Annemden ayrılmak istemiyorum.” demez.
Bazen oyuncak anne karakterini hiç bırakmaz.
“Kardeşim geldiğinden beri kendimi farklı hissediyorum.” demez.
Bazen bebek sürekli oyunun dışında kalır.
“Bana kızgınsınız ve beni anlamıyorsunuz.” demez.
Bazen bütün oyun boyunca bağıran bir karakter vardır.
Bu nedenle çocuklarla çalışırken yalnızca söylediklerini değil, oyunlarını, davranışlarını, ilişkilerini ve içinde bulundukları yaşam bağlamını birlikte görmek gerekir.
Çocuk merkezli oyun terapisi tam da bu noktada çocuğa kendisini anlatabileceği özel bir alan sunar.
Çocuğun oyununu onun yerine açıklamak değil;
çocuğun kendi oyununda kendisini ifade edebilmesine eşlik etmek esastır.
Eğer çocuğunuzun davranışlarında son dönemde belirgin ve kalıcı değişiklikler gözlemliyorsanız, yaşadığı güçlüğü tek başınıza çözmeye çalışmak yerine bir uzmandan değerlendirme almak iyi bir başlangıç olabilir.
Çocuklarla yürütülen danışmanlık süreçlerinde oyun temelli yaklaşımlardan yararlanarak çocuğun yaşadığı güçlüğü yalnızca davranış üzerinden değil, duygusal ihtiyaçları ve ilişkisel dünyasıyla birlikte anlamaya çalışmak mümkündür.
Çünkü bazen bir çocuğun davranışını değiştirmeden önce yapmamız gereken ilk şey, onun bize ne anlatmaya çalıştığını duymaktır.
Çocuğun oyununa kulak verdiğinizde, bazen kelimelerle söyleyemediği pek çok şeyi görebilirsiniz.