Çocuklarda Ayrılık Kaygısı : Çocuğunuz son günlerde okula gitmek istemiyor mu?
“Anne sen de benimle gelir misin?”
“Ben bugün okula gitmek istemiyorum.”
“Sakın gitme, beni burada bırakma.”
Sabahları ağlayarak okula gitmek isteyen bir çocuk… Kapıya kadar gelip size sımsıkı sarılan küçük kollar… Siz sınıftan çıkarken gözyaşları içinde arkanızdan bakan bir çift göz…
Bir ebeveyn için bunları görmek oldukça zorlayıcı olabilir. Hatta bazen insan kendini suçlamaya bile başlayabilir.
“Acaba bir hata mı yaptım?”
“Okula erken mi başladık?”
“Bu durum normal mi, yoksa bir sorun mu var?”
Öncelikle şunu söylemek isterim: Her okula gitmek istemeyen çocuk ayrılık kaygısı yaşamıyor olabilir. Aynı şekilde ayrılık kaygısı yaşayan her çocuk da bunu ağlayarak göstermeyebilir.
Bu nedenle çocuğun davranışına bakarken yalnızca “okula gitmek istemiyor” kısmına değil, o davranışın altında yatan duyguya da bakmak gerekir.
Çünkü çocuklar çoğu zaman yaşadıkları kaygıyı kelimelerle anlatamazlar. Onlar bize davranışlarıyla anlatırlar.
Ayrılık Kaygısı Nedir?
Ayrılık kaygısı, çocuğun bağ kurduğu kişiden ayrılırken yoğun endişe yaşaması olarak tanımlanabilir.
Aslında belirli dönemlerde görülmesi oldukça doğaldır.
Özellikle bebeklik döneminde anne babadan ayrılırken ağlamak, bakım veren kişiyi aramak veya huzursuz olmak gelişimin doğal bir parçasıdır.
Ancak çocuk büyüdükçe bu kaygının yavaş yavaş azalması beklenir.
Bazı çocuklarda ise bu süreç daha yoğun yaşanabilir. İşte bu noktada ayrılık kaygısı günlük yaşamı etkilemeye başlayabilir.
Her Ağlayan Çocuk Ayrılık Kaygısı Yaşıyor mu?
Hayır.
Yeni başlayan bir okul…
Yeni öğretmen…
Yeni arkadaşlar…
Yeni kurallar…
Aslında yetişkin olsak bile ilk günlerde kendimizi biraz tedirgin hissedebiliriz.
Çocuklar için de yeni bir ortama alışmak zaman alabilir.
İlk birkaç gün yaşanan ağlamalar çoğu zaman uyum sürecinin doğal bir parçasıdır.
Ancak haftalar geçmesine rağmen aynı yoğunluk devam ediyorsa, çocuk okul kelimesini duyduğunda bile kaygılanıyorsa ya da gün içinde sürekli ailesini düşünüyorsa biraz daha dikkatli değerlendirmek gerekebilir.
Çocuklarda Ayrılık Kaygısının Belirtileri Nelerdir?
Her çocuk kaygısını aynı şekilde göstermez.
Bazı çocuklar ağlar.
Bazıları öfkelenir.
Bazıları ise hiçbir şey söylemez ama sabahları sürekli karın ağrısı yaşamaya başlar.
Sık karşılaşılan belirtilerden bazıları şunlardır:
- Okula gitmek istememek
- Anne veya babanın yanından ayrılmayı reddetmek
- Sürekli “Ne zaman geleceksin?” diye sormak
- Karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi fiziksel yakınmalar
- Gece yalnız uyumakta zorlanmak
- Sürekli kötü bir şey olacağından korkmak
- Okulda derse katılmakta zorlanmak
- Eve döndüğünde bakım veren kişiden ayrılmak istememek
Bu belirtilerin tek başına ayrılık kaygısı tanısı koydurmayacağını da unutmamak gerekir. Çocuğun gelişim dönemi, yaşadığı değişiklikler ve aile dinamikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Okula Gitmek İstemeyen Çocuk Her Zaman Tembel Değildir
Toplumda sık karşılaştığım düşüncelerden biri şu:
“Alışır.”
“Naz yapıyor.”
“Biraz ağlasın.”
“O kadar da büyütülecek bir şey değil.”
Oysa bazen çocuk gerçekten zorlanıyordur.
Çünkü çocuk için okul sadece ders değildir.
Okul; anneden ayrılmak, yeni ilişkiler kurmak, kurallara uyum sağlamak, belirsizliklerle karşılaşmak ve günün büyük bir bölümünü güvenli hissettiği kişiden uzakta geçirmek anlamına gelir.
Bazı çocuklar bu değişikliklere daha kolay uyum sağlarken bazıları biraz daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir.
Burada önemli olan, çocuğu etiketlemek yerine yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmaktır.
Ayrılık Kaygısı Neden Ortaya Çıkabilir?
Tek bir nedeni olduğunu söylemek doğru olmaz.
Bazen büyük yaşam değişiklikleri etkili olabilir.
- Okula yeni başlamak
- Sınıf veya öğretmen değişikliği
- Taşınma
- Yeni kardeşin doğması
- Hastalık süreçleri
- Aile içinde yaşanan çatışmalar
- Uzun süre evde kalınan dönemlerin ardından yeniden okula başlamak
Bazen de çocuk doğası gereği daha hassas bir mizaca sahip olabilir.
Bu nedenle her çocuk aynı olaya aynı tepkiyi vermez.
Ebeveynlerin İyi Niyetle Yaptığı Ama Kaygıyı Artırabilen Davranışlar
Anne babalar çocuklarının üzülmesini istemez.
Bu nedenle çoğu zaman tamamen iyi niyetle hareket ederler.
Fakat bazı yaklaşımlar farkında olmadan ayrılık kaygısını sürdürebilir.
Örneğin;
“Bugün gitme, yarın gidersin.”
“İstersen biraz daha senin yanında bekleyeyim.”
“Söz, hiç ağlamazsan sana oyuncak alacağım.”
Bu tür çözümler o an rahatlatıcı gibi görünse de çocuğun şu mesajı almasına neden olabilir:
“Demek ki gerçekten korkulacak bir durum var.”
Kaygıyı azaltan şey, korkudan tamamen kaçmak değil; çocuğun kendini güvende hissederek o deneyimi yaşayabilmesidir. Ve çocuğa ödül vermek çocuğun bunu devamlı beklemesine sebep olabilir. Ödül sürdürülebilirliği olmadığından uygun bir yöntem değildir.
“Bir Şey Olmaz.” Demek Neden Her Zaman İşe Yaramaz?
Kaygı yaşayan bir çocuğa sürekli “Bir şey olmaz.” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü çocuk zaten “Bir şey olacak.” diye hissediyordur. O anda onun ihtiyacı mantıklı açıklamalardan önce anlaşılmaktır.
Bazen;
“Şu an ayrılmak sana zor geliyor.”
“Ben gidince üzülüyorsun.”
“Seni anlıyorum.”
gibi cümleler çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Anlaşılmak, çoğu zaman çözümün ilk adımıdır.
Evde Neler Yapabilirsiniz?
Ayrılık kaygısıyla baş ederken küçük ama tutarlı adımlar büyük fark yaratabilir.
Vedaları uzatmamak, vedalaşmadan gizlice ayrılmamak, her gün benzer bir sabah rutini oluşturmak ve çocuğun duygularını küçümsemeden dinlemek oldukça önemlidir.
Oyunlar, hikâyeler ve resimler de çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olabilir. Çünkü çocuklar çoğu zaman konuşarak değil, oynayarak anlatırlar. Bu nedenle oyun, yalnızca eğlenmek için değil; çocuğun iç dünyasını anlamak için de önemli bir iletişim aracıdır.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
Bazı çocuklar birkaç hafta içinde yeni düzenlerine uyum sağlar.
Ancak bazı durumlarda kaygı giderek artabilir.
Eğer;
- Ayrılık kaygısı haftalar boyunca aynı yoğunlukta devam ediyorsa (1 ayı geçtiyse),
- Çocuk okula gitmeyi tamamen reddediyorsa,
- Fiziksel şikâyetler sıklaşmaya başladıysa,
- Kaygı yalnızca okulda değil, günlük yaşamın farklı alanlarında da görülüyorsa,
- Aile içindeki yaşamı belirgin şekilde etkilemeye başladıysa,
bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.
Erken dönemde yapılan değerlendirmeler hem çocuğun hem de ailenin bu süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilir.
Sabah Ayrılığı Neden Bu Kadar Zor Geçiyor?
Bazı ebeveynler bana şunu söylüyor:
“Evde hiçbir problem yok. Neşeyle hazırlanıyor. Servis gelene kadar her şey yolunda. Tam ayrılacağımız anda ağlamaya başlıyor.”
Aslında bu durum ayrılık kaygısı yaşayan birçok çocukta görülebilir.
Çocuk evde kendini güvende hisseder. Ancak ayrılık anı yaklaştığında zihninde pek çok soru oluşabilir.
“Annem gerçekten geri gelecek mi?”
“Ben ağlarsam beni bırakır mı?”
“Ya başıma kötü bir şey gelirse?”
Bu düşüncelerin büyük bir kısmını çocuk dile getiremez. Bunun yerine ağlar, anneye sarılır ya da okula gitmeyi reddeder.
Burada önemli olan nokta, çocuğun bu davranışını “inatçılık” olarak yorumlamamaktır.
Çünkü kaygı ile inat birbirinden farklıdır.
İnat eden çocuk istediğini yaptırmaya çalışırken, kaygı yaşayan çocuk kendini güvende hissetmeye çalışır.
Bu ayrımı fark etmek, ebeveynin yaklaşımını da değiştirir.
Çocuk anlaşılmadığını hissettiğinde kaygısı daha da artabilir. Ancak “Seni anlıyorum, ayrılmak şu an sana zor geliyor.” gibi cümleler kurulduğunda, duygusunun görüldüğünü hisseder.
Bu noktada amaç çocuğun ağlamasını tamamen durdurmak değil, yaşadığı duyguyu güvenli bir şekilde düzenleyebilmesine yardımcı olmaktır.
Çocuğunuzu Okula Hazırlarken Nelere Dikkat Edebilirsiniz?
Okula uyum süreci yalnızca okulun ilk günü başlamaz. Aslında hazırlık, okul açılmadan birkaç hafta önce başlayabilir.
Örneğin okulun önünden birlikte geçmek, bahçesinde kısa bir süre vakit geçirmek veya okul hakkında olumlu sohbetler etmek çocuğun belirsizlik hissini azaltabilir.
Bunun yanında uyku saatlerini okul düzenine göre yeniden planlamak da oldukça önemlidir. Yaz tatili boyunca geç saatlere kadar uyanık kalan bir çocuk için sabah erken kalkmak başlı başına zorlayıcı olabilir.
Sabahları aceleyle hazırlanmaya çalışmak ise hem ebeveynin hem de çocuğun stresini artırabilir.
Bir diğer önemli konu da vedalaşma şeklidir.
Bazı ebeveynler çocuk ağlamasın diye haber vermeden sınıftan çıkabiliyor.
İlk gün için bu yöntem işe yarıyor gibi görünse de, çocuk bir sonraki gün annesinin ya da babasının ne zaman gideceğini bilemediği için daha fazla kaygılanabiliyor.
Bu nedenle kısa, net ve güven veren vedalar çoğu zaman daha sağlıklıdır.
Vedalaşırken uzun uzun ikna etmeye çalışmak yerine, kararlı ama şefkatli bir tutum sergilemek çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olur.
Unutmayın; çocuklar söylediklerimiz kadar, bizim duygularımızı da hissederler.
Eğer ebeveyn çok kaygılı görünüyorsa çocuk da ortamın gerçekten tehlikeli olabileceğini düşünebilir.
Bu nedenle önce kendi duygularınızı fark etmek, ardından çocuğunuza güven veren bir duruş sergilemek oldukça kıymetlidir.
Her çocuğun okula alışma süresi aynı değildir.
Bazıları birkaç gün içinde uyum sağlayabilirken bazı çocukların biraz daha fazla zamana ihtiyacı olabilir.
Önemli olan, bu süreci başkalarının çocuklarıyla kıyaslamadan, çocuğun kendi hızına saygı duyarak ilerleyebilmektir.
Çocukların ayrılmakta zorlanması her zaman bir problem olduğu anlamına gelmez. Ancak bu durumun ne kadar sürdüğü, günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği ve çocuğun bu süreçte neler hissettiği dikkatle değerlendirilmelidir.
Bazen çocuk bize “Okula gitmek istemiyorum.” der.
Oysa aslında söylemeye çalıştığı şey bambaşkadır:
“Yanından ayrılırken kendimi güvende hissetmiyorum.”
Davranışın arkasındaki duyguyu görebildiğimizde hem çocuğu anlamamız hem de ona uygun şekilde yaklaşmamız kolaylaşır.
Eğer çocuğunuzun yaşadığı ayrılık kaygısının günlük yaşamını etkilediğini düşünüyor, okula uyum sürecinde zorlandığını gözlemliyor ya da nasıl yaklaşmanız gerektiği konusunda kararsız hissediyorsanız, profesyonel destek almak bu süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olabilir.
Kartal’da çocuklarla yürüttüğüm oyun temelli danışmanlık çalışmalarında, her çocuğun yaşadığı güçlüğü kendi gelişimsel özellikleri ve aile dinamikleri içinde değerlendiriyorum. Çünkü her çocuğun ihtiyacı ve ilerleme yolu birbirinden farklıdır. Doğru zamanda atılan küçük adımlar, hem çocuğun hem de ebeveynin kendini daha güvende hissetmesine katkı sağlayabilir.