Aldatma, romantik ilişkilerde güven duygusunu ciddi biçimde sarsabilen deneyimlerden biridir. Aldatılan kişi yalnızca partnerine duyduğu güveni değil, bazen kendi sezgilerine, ilişkiyi değerlendirme biçimine ve kendilik algısına dair güvenini de sorgulamaya başlayabilir.
“Bir daha ona güvenebilir miyim?”
“İlişkimi sürdürmeli miyim?”
“Beni gerçekten seviyor mu?”
“Telefonunu kontrol etmeden nasıl rahat edeceğim?”
“Ya tekrar aldatılırırsam?”
Bu soruların ortaya çıkması, aldatma sonrasında yaşanan belirsizlik ve ilişkisel güven kaybının bir parçası olabilir. Ancak aldatma sonrasında ilişkinin devam edip etmeyeceği konusunda herkes için geçerli tek bir cevap bulunmaz.
Bazı çiftler ilişkilerini sonlandırırken bazı çiftler ilişkilerine devam etmeyi ve güveni yeniden inşa etmeyi tercih edebilir. Araştırmalar, aldatma yaşamış bazı çiftlerin çift danışmanlığı sonrasında ilişkisel açıdan anlamlı bir iyileşme gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Örneğin aldatma yaşamış çiftlerin incelendiği çalışmalarda, başlangıçta daha yüksek ilişki sıkıntısı yaşayan çiftlerin danışmanlık sürecinde ilerleme gösterdiği ve takip dönemlerinde diğer nedenlerle danışmanlık alan çiftlerden anlamlı biçimde farklılaşmadığı bulunmuştur. Fakat burada önemli bir ayrım vardır: İlişkinin devam etmesi ile ilişkinin iyileşmesi aynı şey değildir. Bir çift birlikte kalabilir ancak güven, yakınlık ve iletişim sorunları devam edebilir. Öte yandan bazı çiftler yaşanan krizin ardından ilişkilerindeki iletişim biçimini ve sınırlarını yeniden ele alarak farklı bir ilişki kurabilir. Peki bu süreç nasıl değerlendirilebilir?
Aldatma Sonrası İlişkiyi Sürdürmek Mümkün mü?
Araştırmalar aldatma sonrasında çiftlerin önemli düzeyde ilişki sıkıntısı yaşayabildiğini gösteriyor. Aldatma; güven, dürüstlük, bağlılık ve ilişkinin istikrarı ile ilgili sorunlarla birlikte görülebiliyor. Ancak araştırmalar aynı zamanda aldatma yaşamış çiftlerin ilişki üzerinde çalışamayacağı anlamına gelen bir sonuç ortaya koymuyor.
Özellikle çift danışmanlığı araştırmalarında, aldatma yaşamış çiftlerin başlangıçta daha fazla sıkıntı yaşamasına rağmen danışmanlık sürecinde ilerleme gösterebildikleri görülüyor. Bir toplum temelli çalışmada 145 aldatma yaşamış çift ile 385 farklı ilişki problemi nedeniyle danışmanlık alan çift karşılaştırılmış; aldatma yaşayan çiftlerin başlangıçta daha fazla ilişki ve depresif belirti bildirmesine rağmen süreç boyunca iyileşmeye devam ettiği ve altı aylık takipte iki grubun sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı bildirilmiştir. Bu sonuç, “Aldatma sonrası her ilişki kurtulur.” anlamına gelmez.
Daha doğru ifade şudur:
Aldatma, ilişkinin mutlaka sona ereceği anlamına gelmez; ancak ilişkinin yeniden kurulması için ciddi bir onarım süreci gerekebilir.
Aldatma Sonrası İlişkiyi Sürdürme Kararı Kime Aittir?
Belki de bu süreçte en önemli noktalardan biri budur. Aldatma sonrasında kişinin ilişkiyi sürdürüp sürdürmemesi konusunda tek bir doğru karar yoktur. Kişinin değerleri, ihtiyaçları, sınırları, yaşanan olayın niteliği, ilişkinin mevcut durumu ve partnerlerin ilişki üzerinde çalışma konusundaki istekliliği birbirinden farklı olabilir.
Bu nedenle bir danışmanın görevi: “Ayrılmalısın.” veya “İlişkin için mücadele etmelisin.” demek değildir. Danışmanlık sürecinde amaç, kişinin yerine karar vermek değil; kişinin kendi kararını daha bilinçli biçimde verebilmesine alan açmaktır. Bu nedenle uzman, kişinin yaşadığı durumu yargılamadan ele alır ve şu soruların üzerinde düşünmesine yardımcı olabilir:
- Bu ilişkide benim için ne önemli?
- Şu anda temel ihtiyacım ne?
- Yeniden güvenebilmek benim için mümkün mü?
- İlişkinin devam etmesi için hangi koşullara ihtiyacım var?
- Hangi davranışlar benim sınırlarımı ihlal ediyor?
- Bu ilişkide kendimi güvende ve değerli hissediyor muyum?
- İlişkiyi sürdürmek gerçekten istediğim bir şey mi, yoksa yalnız kalma korkusuyla mı tutunuyorum?
Bazen kişi “İlişkimi sürdürmeli miyim?” diye danışmanlığa geldiğinde, aslında daha temel bir ihtiyacın peşindedir.
“Yeniden güvende olmak istiyorum.”
“Yaşadığım şeyin anlaşılmasına ihtiyacım var.”
“Kendime yeniden güvenmek istiyorum.”
“Sınırlarımı nasıl belirleyeceğimi bilmiyorum.”
Bu nedenle danışmanlık sürecinde yalnızca ilişkinin geleceğine değil, kişinin kendi ihtiyaçlarına da bakmak önemlidir.
Aldatma Sonrası Güven Neden Bu Kadar Zor Yeniden Kurulur?
Aldatma sonrasında güvenin yeniden kurulması çoğu zaman tek bir konuşmayla gerçekleşmez. Çünkü güven yalnızca “Partnerim bana yalan söylemeyecek.” düşüncesinden ibaret değildir. Güven; kişinin karşısındaki kişinin sözleriyle davranışlarının tutarlı olduğuna, ihtiyaçlarını ifade edebileceğine ve ilişkide belirli ölçüde güvenlik hissedebileceğine dair deneyimlerle zaman içinde oluşur. Aldatma sonrasında bu deneyim bozulduğu için aldatılan kişi daha fazla bilgi istemeye, soru sormaya veya partnerinin davranışlarını kontrol etmeye yönelebilir.
Örneğin:
“Telefonunu görebilir miyim?”
“Neredesin?”
“Kimleydin?”
“Neden geç kaldın?”
Bu davranışların arkasında çoğu zaman yalnızca kıskançlık değil, yeniden güvende olma ihtiyacı bulunabilir.
Aldatma sonrası çiftlerin deneyimlerini inceleyen nitel bir çalışmada da iletişimin niteliği, güvenlik ve güvenin yeniden oluşturulması ve affetme süreçlerinin iyileşmede önemli temalar olarak öne çıktığı görülmüştür. Ancak güvenin yeniden kurulması, aldatılan kişinin “Artık şüphelenmeyeceğim.” diye kendisini zorlaması anlamına gelmez. Güvenin yeniden oluşması için ilişkide güvenilir davranışların zaman içerisinde tekrar tekrar deneyimlenmesi gerekir.
Telefon Kontrolü Güveni Yeniden Kurar mı?
Aldatma sonrasında telefon kontrolü sık karşılaşılan bir davranış olabilir. Kişi telefon kontrol ettiğinde kısa süreli olarak rahatlayabilir: “Tamam, şu an bir şey yok.” Ancak bir süre sonra başka bir soru ortaya çıkabilir: “Peki ya sildiği bir şey varsa?” Böylece kontrol davranışı güveni yeniden oluşturmak yerine, kısa süreli kaygı azaltma yöntemine dönüşebilir. Bu nedenle çift danışmanlığında yalnızca: “Telefonunu kontrol etmeyi bırak.” demek yeterli olmayabilir. Daha önemli soru şudur: “Telefonu kontrol etme ihtiyacının altında hangi duygu ve ihtiyaç var?” Korku mu? Belirsizlik mi? Güvende olamama mı? Yeniden aldatılma endişesi mi? Değersizlik hissi mi? Bu ihtiyacı anlayabilmek, davranışı yalnızca ortadan kaldırmaya çalışmaktan daha işlevsel olabilir.
Aldatan Partnerin Sorumluluğu Neden Önemlidir?
Aldatmanın ilişkinin içinde bazı sorunlarla bağlantılı olması mümkündür. Ancak ilişkinin sorunlarının bulunması, aldatma davranışının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İlişkide yaşanan problemler çiftin ortak olarak ele alabileceği konular olabilir.
Fakat aldatma davranışı, bunu gerçekleştiren kişinin sorumluluğundadır.
Bu ayrımı korumak önemlidir.
Çünkü “İlişkimiz kötüydü, o yüzden aldattım.” demek ile:
“İlişkimizde sorunlar vardı ve ben bu sorunlarla baş etmek yerine aldatmayı seçtim.”
demek arasında önemli bir fark vardır.
İkinci yaklaşım sorumluluk almayı içerir.
Aldatma sonrası ilişkinin yeniden kurulabilmesi açısından sorumluluk, dürüstlük ve güvenilir davranışların önemli olduğu düşünülmektedir. Çiftlerin aldatma sonrası iyileşme deneyimlerini inceleyen araştırmalar da güvenlik ve güvenin yeniden oluşturulmasını temel süreçlerden biri olarak ortaya koymaktadır.
Satir Perspektifinden Aldatma Sonrası İlişkiye Bakmak
Virginia Satir’in yaklaşımında insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve yaşamla kurduğu ilişki önemli bir yere sahiptir.
Bu perspektiften aldatma sonrasında yalnızca:
“Aldatma neden oldu?”
sorusuna değil,
“Bu ilişkide insanlar birbirleriyle nasıl temas kuruyordu?”
sorusuna da bakılabilir.
Çift birbirinin ihtiyaçlarını duyabiliyor muydu?
Duygularını açıkça ifade edebiliyor muydu?
Çatışmalar sırasında ne oluyordu?
Kişiler ihtiyaçlarını söylemek yerine susuyor, suçluyor veya uzaklaşıyor muydu?
İlişkide sınırlar ne kadar belirgindi?
Kişiler kendilerini ilişkide ne kadar özgür ve değerli hissediyordu?
Bu soruların sorulması aldatmayı gerekçelendirmek değildir.
Aldatmanın sorumluluğu korunurken ilişkinin nasıl işlediğini anlamaya çalışmaktır.
Çünkü ilişkinin devam edip etmeyeceğine karar verilecekse, yalnızca yaşanan olayın kendisini değil, ilişkinin bundan sonra nasıl bir ilişki olabileceğini de değerlendirmek gerekir.
Aldatma Sonrası İlişkiyi Yeniden Kurmak Eski İlişkiye Dönmek midir?
Her zaman değil.
Hatta bazı durumlarda “eski halimize dönelim” beklentisi gerçekçi olmayabilir.
Çünkü aldatma ilişkide bir kırılma yaratmıştır.
Bu nedenle amaç bazen eski ilişkiye geri dönmekten çok, daha açık sınırların, daha sağlıklı iletişimin ve daha fazla karşılıklı farkındalığın olduğu yeni bir ilişki biçimi oluşturmak olabilir.
Araştırmalarda aldatma sonrası iyileşme sürecinde iletişim, güvenin yeniden oluşturulması ve affetme gibi temaların öne çıkması da bu nedenle önemlidir.
Ancak “yeniden kurmak” her zaman ilişkiye devam etmek anlamına gelmez.
Bazen kişi ilişkiyi sürdürmeye karar verir ve çift birlikte çalışır.
Bazen kişi ilişkiyi sonlandırır ve bireysel olarak yaşadığı süreci anlamlandırmaya ihtiyaç duyar.
Her iki durumda da karar kişinin kendi yaşamı ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir.
Peki Çift Danışmanlığı İlişkiyi Kurtarır mı?
Bu sorunun da tek bir cevabı yoktur.
Çift danışmanlığı bir ilişkiyi otomatik olarak kurtaran bir yöntem değildir. Araştırmalar aldatma yaşamış bazı çiftlerin danışmanlık sürecinden fayda sağlayabildiğini gösterse de sonuçlar her çift için aynı değildir. Ayrıca aldatma özelinde kanıta dayalı tedavi araştırmalarının halen sınırlı olduğu da belirtilmektedir.
Bu nedenle danışmanlığın amacı:
“Bu çifti mutlaka bir arada tutmak”
olmamalıdır.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, çiftin yaşananları anlamasına, duygularını ve ihtiyaçlarını ifade etmesine, sınırlarını yeniden değerlendirmesine ve ilişkinin geleceği hakkında daha bilinçli bir karar verebilmesine yardımcı olmaktır.
Başka bir ifadeyle:
Uzman karar vermez; eşlik eder.
Yargılamaz; anlamaya çalışır.
İlişkiyi kurtarmaya çalışmak yerine, kişinin ve çiftin ihtiyaçlarını görünür hale getirir.
Aldatma Sonrası İlişki Devam Edebilir mi?

Evet, bazı çiftler aldatma sonrasında ilişkilerini yeniden yapılandırabilir. Araştırmalarda aldatma yaşamış çiftlerin danışmanlık sürecinde ilişki doyumu açısından anlamlı iyileşmeler gösterebildiğine ilişkin bulgular bulunmaktadır.
Fakat bu, her ilişkinin devam etmesi gerektiği anlamına gelmez. Bazen ilişkiyi sürdürmek kişinin ihtiyacıdır. Bazen ilişkiyi sonlandırmak kişinin ihtiyacıdır. Bazen ise kişi karar vermeden önce yaşadığı duyguları ve ihtiyaçlarını anlamaya ihtiyaç duyar.
Bu nedenle aldatma sonrası en önemli soru belki de:
“Ayrılmalı mıyım?”
değil,
“Benim için doğru olanı anlayabilmek için neye ihtiyacım var?”
sorusudur.
Danışmanlık sürecinde kişinin bu soruya kendi cevabını bulabilmesine alan açılabilir.
Çünkü ilişkinin devam edip etmeyeceğine terapist ya da danışman karar vermez.
Karar kişiye aittir.
Uzmanın rolü ise kişinin kendi duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve değerlerini daha açık görebilmesine eşlik etmektir.
Ve eğer çift ilişkiye devam etmeyi seçerse, asıl çalışma bundan sonra başlar:
Eski güvenin aynısını geri getirmek değil, yeni ve daha güvenli bir ilişkiyi birlikte kurabilmek.